EMG'nin kısa tarihçesi


Galvani’nin 18. yüzyılda hayvanlarda biyolojik elektriksel aktivitelerin varlığını ortaya koymasıyla günümüz elektrofizyolojisine olan bilimsel yolculuk başlamıştır. 19 yüzyılın başlarında Galvanin bir çağ açan buluşunun yolundan Volta ve arkadaşları yürüdüler. 19. Yüzyılın ikinci yarısında bir motor sinirin uyarılması ile kas kontraksiyonu oluştuğu ve stimulusun şiddeti arttıkça aksiyon potansiyelinin genliğinin artttığı heyecan verici bir gelişme oldu. Bilim duvarına konan bu tuğla, klinik veya tanısal elektrofizyolojinin başlangıcını oluşturur. Ve ilk elektrofizyolojik testler elektriksel uyarımla kas kontraksiyonun ölçümü olarak başlamıştır. EMG nin gelişiminde duvara konan ikinci önemli tuğla, 1922 de osiloskopun bulunması ve bundan bir kaç yıl sonra da konstrantrik iğne elektrodun keşfi olmuştur. Bu teknikler elektromyografinin klinik kullanımını yaygınlaştırmıştır. Sinir uyarımları ile sinir iletim ve repetetif uyarım çalışmalarının devreye girmesi bundan sonra olmuştur. Daha sonra refleksler, geç potansiyeller, somatosensoriyel ve motor uyarılmış potansiyeller ve tek lif EMG elektrofizyolojide geliştirilen önemli tetkikler olarak yer almıştır. Son yıllarda elektromyografi cihazlarında analog teknolojiden dijital teknolojiye geçiş ile köklü olmasada önemli yenilikler görülmeye başlanmıştır. Dijital teknoloji ile istatistiksel ve yoğun matematiksel işlemlerin elektromyografik aktiviteler üzerine uygulanabilmesi ile motor ünit deşarj özelliklerinin, motor ünitin elektriksel konfügürasyon değişiklerinin frekans üzerine olan etkilerinin nicel değerler olarak elde edilmesi mümkün olmuştur. Lineer frekans analizleri olarak bilinen fourier spektral analizi, turn/amplitüd, deşarj frekansı, nonlineer kaotik analiz gibi ileri matematiksel yöntemler güncel konulardır. Bunlarla birlikte dekompozisyon EMG denilen bir yöntem elektromyografideki subjektivite oranını düşürme yönünde önemli bir adım gibi gözükmektedir. Dekompozisyon EMG’ de submaksimal bir kası sırasında monitörden karışık olarak geçmekte olan değişik motor ünitler bilgisayar yazılımı aracılığı ile bir motor ünit olarak tanınabilmekte ve belli bir zaman aralığında her bir ünitin deşarj frekansı görülebilmektedir. Her ticari EMG cihazında değişmek üzere 5-8 arasında motor ünit ayrımlaştırılarak, motor ünitin süre, faz, amplitüd ve ateşlenme frekansı rakamsal olarak verilmekte, ve bir kastan toparlanan en az 20 ünit ile o kasın polifazi oranı, geniş süreli ünitlerin miktarı hesaplanarak myopatik ve nörojenik tipteki değişikler ortaya konabilmektedir. Bilgisayar teknolojisi ile birlikte yaşamımıza giren diğer bir yenilik internettir. Birer bilgisayar olan EMG cihazları da bu gelişimin dışında kalmamıştır. Özellikle İskandinavya ülkelerinden iki grup bu alanı EMG standardizasyonu ve normalizasyonu için kullanmaktalar. Bu gruplar birbirine internet üzerinden, pek çok ülkeden pek çok EMG cihazının bağlı olduğu birer network oluşturmuşlardır. Her bir EMG cihazında daha önceden belirlenmiş standart EMG algoritmaları ile yapılan her işlem sürekli olarak merkezi bir bilgi bankasına aktarılmaktadır. Normal ve patolojik gruplar olarak sürekli biriken datalar ile, normal değerler sürekli olarak güncellenmekte , Z skorlamaları ile anormal değerler belirlenerek sisteme bağlı tüm EMG cihazlarına referans değerler olarak geri iletilmektedirler. Son 20-25 yılda geliştirilen cihazların hemen tümünde yer alan bir diğer test grubu otonomik sisteme ait incelemelerdir. Bunlardan ilki eski tip cihazlarla da yaygın olarak bulunan sempatik deri yanıtlarıdır. Ekrin ter bezlerinin aktivasyonu ile iki ayrı deri noktası arasındaki potansiyel farkının değişimi mantığı ile yapılır. Bir diğer otonomik test kardiyak RR interval çalışmalarıdır. Bu son yöntem, internal uyaranlar ile kardiyak ritmin otonom değişiklerinin saptanması esası ile çalışır. Son yıllarda bu testlerin cihazlar tarafından otomatik olarak yapıldığı görülmektedir. Bu yeni cihazlarda, McComas gerekse istatistiksel tahminleme yöntemleri gibi motor ünit sayımını otomatik olarak gerçekleştiren yazılımlarda bulunmaktadır.
Türkiye'de EMG laboratuvarı ilk kez, 1960' lı yıllarda yılında öğrencisi olma sansına sahip olduğum, çok değerli hocam Prof. Dr. Cumhur Ertekin tarafından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniğinde kurulmuştur. Kendisi EMG'nin alfabesini yazanlardan biri olan meşhur F. Buchtal'in öğrencisidir. Cumhur Ertekin EMG'nin ülkemizdeki kurucularından biri olmanın dışında, bu alanda dünyada da önde gelen bilim adamlarından birisi olmuştur. Ayrıca ülkemizde EMG alanında ilk kitabı da "O" yazmıştır.
ege klinik nörofizyolojiege üniversitesi EMG laboratuvarı
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji EMG laboratuvarında 1960 lı yıllardan bu yana kullanılan EMG cihazları