Nov 2015

İşitsel uyarılmış potansiyel nedir

ŞİTSEL UYARILMIŞ POTANSİYEL (AEP)

AEP, kulaktan itibaren beyin sapı ve orta beyinde işitsel yolların fonksiyonu hakkında bilgi veren bir tekniktir. Hastaya özel bir kulaklık aracılığı ile klik veya ton olarak ses uyaranı vererek kulak arkasına yerleştirilen elektrodlar ile işitme yollarının işitilen sese ilişkin yanıtı araştırılır. Bu yolla işitme yollarını etkiliyebilecek, MS, akustik nörinom gibi hastalıkların tanısında katkı sağlar. Ayrıca bireyin işitip işitmediğini de gösterebilen bir testtir. Uygulanması yaklaşık 20 dakika sürer. Agrısız, zararsız bir testtir.
.
işitsel uyarılmış potansiyel
AEP’te elektrod yerleşimi ve kulaklık uygulaması
işitsel uyarılmış potansiyel

Normal AEP potansiyeli

Sabahları uyanmakta neden zorluk çekeriz?

Uykusuzluk veya uyku sorunu yaşayan kişiler sabahları uyanmakta güçlük çekerler. Uykunun esas amacı bizi ertesi güne zihinsel ve bedensel olarak yenilenmiş, dinlenmiş, enerji depolamış olarak hazırlamaktır. Yani iyi bir uykudan sabah uyanıldığında dinç ve yenilenmiş olarak uyanılır.
Uyku gece bilincin kapanıp sabah açılması durumu değildir. Aslında gayet aktif , faal ve kendi içinde bir dinamiği olan bir yapıdır. Uyku mimarisi denilen bu uyku yapısına gore gecenin ilk üçte ikisinde derin ve hafif uykular egemenken son üçte bir bölümde rüya görülen REM uykusu ve hafifi uyku hakimdir. REM ve hafif uyku dönemlerinden kolayca uyanabilirken, derin uykudan zor uyanırız. Uyku süresi kısa veya sabah derin uyku gereksinim nedeni ile daha çok oluyorsa bizi de sabah uyanmamız güçleşmektedir.

Sürekli uyumanın nedeni nedir?

Sürekli uyumak isteme durumu tıpta hipersomni olarak adlandırılır. Hipersomni gündüz aşırı uyku eğilimi durumudur. Temel nedeni hastanın gece uykusunun kalitesinde, süresinde yetersizlik olmasıdır. Gece uyku kalite bozukluğuna yol açabilen pek çok neden vardır. Uyku apnesi, huzursuz bacaklar sendromu, akciğer vb hastalıklar nedeni ile gece sık sık uyanma, uykuda diş gıcırdatma, kabus bozukluğu gibi pek çok uykuda görülen rahatsızlıklar gece uyku kalitesini olumsuz yönde etkiler. Bunlar dışında psikolojik bazı sorunlarda uykuya dalmayı ve sürdürmeyi güçleştirerek gece uykusunda bozulmaya yol açar. Özellikle depresyon, manik bozukluk, panik atak, anksiyete bozukluğu buna en çok yol açan psikolojik problemlerdir.
Fibromiyalji kad
ınlar arasında daha çok gözlenen, tüm vücutta yaygın ağrıların olduğu bir hastalıktır. Hastalığa sıklıkla yorgunluk, unutkanlık ve sürekli uyuma isteği eşlik eder. Fibromiyalji hastaları ne denli uyurlarsa uyusunlar uykuya doymama, uykudan dinlenmiş uyanmama sorunları vardır. Fibromiyalji sendromun aslında uyku kalite yetersizliği sonucu ortaya çıktığını ileri süren bilim adamları vardır.
Aslında sürekli uyuma isteği yani hipersomni 2 türde karşımıza çıkabilir. Ya gece uzun uyuma ya da gündüz aşırı uyuma isteği… Bu iki durum eğer geçici ve belirli yaşam olaylarıyla ilişkili olarak ortaya çıkıyorsa tedavisi gerekmez. Ancak 2 aydan daha uzun süredir geceleri 9 saatten çok uyuma gündüzleri şekerleme yapma durumunuz varsa bir uyku hastalıkları uzmanına başvurmanız yararlı olacaktır. Aşırı uyku rahatsızlığı belirli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilirse de Narkolepsi denilen hastalıkta olduğu gibi dorrudan kendisi bir hastalık olarak karşımıza çıkabilir. Narkolepsi gündüzleri yersiz zamanlarda istem dışı uyuya kalma durumu olarak tanımlanabilir. Başka boyutları da olan mutlaka tedavisi gereken bir hastalıktır.

ALS tedavisinde edaravone

ALS'nin oluşum mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın gelişimi sürecini açıklamaya çalışan çeşitli teoriler vardır. Ancak şu anda bunlardan hiç bir hastalığının nedenini açıklar nitelikte değildir. Hastalığın oluşum mekanizması tam olarak bilinmediğinden net bir tedavisi de yoktur. Bugüne kadar pek çok ilaç ALS tedavisinde kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucu bunlardan yalnızca bir tanesinin hastalık süresini uzatma üzerine bir etkis olduğu görülmüştür. Bu ilaç Riluzole dir. Halen kanıta daylı olarak kullanılan yegane ilaçtır. Hastalık süresini 3 ay uzattığı ama bu süreçte yaşam kalitesi üzerine bir etkinliği olmadığı görülmüştür.
edavarone
Son yıllarda kinin, lityum, seftriakson, doksisiklin, dekstrometorfan gibi bazı ilaçlar ALS'de denemiş ancak etkin bulunmamıştır.

Japonyada gelen bir haber,bütün gözleri o tarafa çevirmiştir. Japonyada yapılan bir klinik ilaç çalışmasında, Edavarone isimli ilacın ALS üzerinde etkin olduğu gösterilmiştir. Daha sonra ilacın patent sahibi firma çalışmayı genişletmiştir. Daha fazla sayıda hasta ile yapılan bu ikinci çalışmanın sonuçları henüz açıklanmamıştır. Edavarone serbest radikal giderici bir ilaçtır. Serbest radikaller hücre içi solunum ve enerji sistemlerinde açığa çıkan yan ürünlerdir ve kararsız elementler olması nedeni ile istenmeyen reaksiyonlara girerek hücre için zaralı olmaktadırlar. Bu mekanizma sadece sinir hücreleri için değil vücuttaki tüm sistemler için geçerlidir. Normalde vücutta glutatyon gibi serbest radikal giderici sistemler buunur. Ancak yetersiz kaldığı durumda bir anlamda hücre içinde Superoksit molekülleri birikerek toksikasyona yola açar. İşte edavarone nun bu sistemleri destekleyen bir bir ilaç olduğu söylenmektedir. ALS'de mitokondriyal fonksiyon bozukluğunun serbest radikal birikimine yol açtına dair hipotezler vardır. Bu noktada edavarone'nun tedavide etkin olabileceğine ait beklenti vardır. Henüz ilacın Amerika'da FDA onayı ve satışı yoktur. Şu anda yalnızca Japonya'da satış iznine sahiptir. Umuyoruz ki, yapılan çalışmalar olumlu bir sonuç verir, ve bu hastalığa karşı bir mevzi daha kazanılmış olur.

Yaşlılarda spor yapmak beyin küçülmesini durduruyor

Yaşlı bireylerde fitness veya düzenli spor yapmanın beyinkabuğu kalınlığını yaşa bağlı olarak azalmasını önlediğine dair bilimsel bir çalışma geçtiğimiz günlerde Int J Neuropsycology dergisinde yayınlandı.
Bu etki, hafif unutkanlık denebilecek, ılımlı kognitif defisit tanısı alan kişilerde de doğrulandı. Bu durum egzersizin beyinde küçülmeye yol açan nörodejenerasyonu durdurduğu veya geriye çevirdiği şeklinde yorumlandı. Bu konuda uzmanlar beyin fonksiyonlarının gerileme gösterdiği, unutkanlıkların başladığı yaşlarda spora veya egzersize başlamanın bu durumu geriye çevirebileceğine işaret ediyorlar.
Bu araştırmada, daha önce fiziksel olarak inaktif olan yaşlı bireylere (61-88 yaş) yürüme bandında haftada 4 kez ve 12 hafta boyunca yoğun bir yürüme egzersizi yaptırılmış. Ilımlı kognitifi defisiti olan bu bireylerde solunum ve kardiyalk fonksiyonlar %8 oranında düzelmiş. Fakat esas fark hem sağlıklı hem unutkanlığı olan bireylerde beyin kabuğunun kalınlığı bu 12 haftanın sonunda artış göstermiş. Ancak unutkanlığı olan grupta sağlıklı gruba göre, beynin hafıza ilgili alanlarında beyin kabuğu kalınlığındaki artış daha fazla bulunmuş. Buçalışma egzersizin kortikal fonksiyon ve yapıları değiştirebildiğine dair ilk araştırma ve başka çalışmalar ile desteklenmesi gerekiyor. Ancak bu sonuçlar doğrulanabilirse ilaçsız bir çözüm olarak çok önemlidir. Bu arada büyük Atatürk'ün bir sözünü hatırlamakta çok yarar var: "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur"

Egzersiz yaşlılarda beyin küçülmesini azaltıyor

Egzersiz yaşlılarda beyin küçülmesini durduruyor

Yaşlı bireylerde fitness veya düzenli spor yapmanın beyinkabuğu kalınlığını yaşa bağlı olarak azalmasını önlediğine dair bilimsel bir çalışma geçtiğimiz günlerde Int J Neuropsycology dergisinde yayınlandı.

Bu etki, hafif unutkanlık denebilecek, ılımlı kognitif defisit tanısı alan kişilerde de doğrulandı. Bu durum egzersizin beyinde küçülmeye yol açan nörodejenerasyonu durdurduğu veya geriye çevirdiği şeklinde yorumlandı. Bu konuda uzmanlar beyin fonksiyonlarının gerileme gösterdiği, unutkanlıkların başladığı yaşlarda spora veya egzersize başlamanın bu durumu geriye çevirebileceğine işaret ediyorlar.
Bu araştırmada, daha önce fiziksel olarak inaktif olan yaşlı bireylere (61-88 yaş) yürüme bandında haftada 4 kez ve 12 hafta boyunca yoğun bir yürüme egzersizi yaptırılmış. Ilımlı kognitifi defisiti olan bu bireylerde solunum ve kardiyalk fonksiyonlar %8 oranında düzelmiş. Fakat esas fark hem sağlıklı hem unutkanlığı olan bireylerde beyin kabuğunun kalınlığı bu 12 haftanın sonunda artış göstermiş. Ancak unutkanlığı olan grupta sağlıklı gruba göre, beynin hafıza ilgili alanlarında beyin kabuğu kalınlığındaki artış daha fazla bulunmuş. Buçalışma egzersizin kortikal fonksiyon ve yapıları değiştirebildiğine dair ilk araştırma ve başka çalışmalar ile desteklenmesi gerekiyor. Ancak bu sonuçlar doğrulanabilirse ilaçsız bir çözüm olarak çok önemlidir. Bu arada büyük Atatürk'ün bir sözünü hatırlamakta çok yarar var: "
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur"

i
Tamamını oku

Jetlag: meridyen gezginleri

Jet lag sendromu: insanın yarattığı hastalık


jetlag
Zaman dilimi değişikliği sendromu (jet lag sendromu) 2. dünya savaşında uzun uçuşlar yapan jet uçakları ile il kez görülmüş olmalıdır. Ancak esas olarak bu tür uzun mesafeli uçuşlar yapabilen ticari uçakların 1960'lardan sonra yaygınlaşması ile bu yeni, modern çağ hastalığı ortaya çıktı. Yüzlerce milyon insan her yıl zaman dilimleri arasında uçuşlar yapmakta ve bu kişilerin çoğunda az veya çok bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bu semptomlar gidilen yeni zaman diliminde yaşanmaktadır. Bu belirtiler yeni zaman diliminde uyku ve uyanıklık ritmine uyamama, gözlerde ve burunda tıkanıklık, kızarıklık akıntı, kas krampları, başağrısı, bulantı , karında gerginlik, ödem, başdönmesi görülen diğer belirtilerdendir. Jet lag sendromu daha çok batıdan doğuya doğru olan ve en az 3-4 zaman dilimi fark olan (3-4 saat) uçuşlarda görülmekle birlikte kuzey-güney uçuşlarında da görülebilmektedir. Jet lag doğrudan uçuş sırasında, eve döndükten sonra veya her ikisinde birden oluşabilmektedir.
Jet lag sendromunun şiddeti ve süresi, aşılan zaman dilim sayısı, uçuş yönü (batıdan-doğuya), uçak kalkış ve iniş saatleri, uçuş sırasındaki uyku miktarı ve kalitesi gibi faktörler ile değişiklik gösterir. 3-4 zaman dilimi aşımı gerçekleşen kişilerde ve daha çok görülmekte ve 2-4 gün arasında sürmekte, eğer 6 saatten daha uzun bir zaman kayması varsa 10 güne kadar uzayabilmektedir. Daima doğuya doğru uçuşlarda, batıya olan uçuşlara oranla belirtiler daha şiddetli olmaktadır. Gece uçuşlarında eğer uykusuz olarak uçulmuşsa , ertesi gündüz uykuluk kaçınılmaz olur. Yeni zaman dilimindeki ulaşılan yerdeki ilk gece iyi uyunabilirse genellikle jet lag sendromunun belirtileri hafif atlatılır. Ancak bu her zaman pek mümkün olmaz ve o gece uyku kalitesi ve uykuya geçmek güçlük gösterir.
Jet lag sendromu muhtemelen, uyku-uyanıklık zamanlamasını belirliyen içsel saatin yaralandığı çevresel verilerin (güneş ışığı, gece, gündüz vb) hızlı ve yanıltıcı değişikliğe uğramasıdır. Bu içsel saatin beyinde hipotalamus denilen bölgedeki suprakiazmatik çekirdekte yer aldığı düşünülür. Yaşanılan bölgedeki zamana göre ayarlanmış içsel saat hızla yer değişimi ile bir başka zaman dilimine geçişte yeni şartlara uyum göstermekte zorlanır ve uyum çabası günlerce sürer.

EEG çekimi nasıl yapılır

EEG ÇEKİMİ
Elektroensefalografi (EEG) beyin elektriksel aktivitesinin saçlı deri üzerinden kayıtlanması işlemidir.

Tümüyle zararsız, risk içermiyen bir tetkiktir. Hastaya dışardan elektrik akımı gibi uygulamalar yapılmaz. EEG saçlı deri üzerine yapıştırılan montaj özelliğine göre 21 veya daha çok yüzeyel kayıt elektrodu ile yapılır. Günümüzde tek tek elektrod yapıştırılmasındaki zorluklar nedeni ile cap elektrod denilen bir bone üzerine yerleştirilmiş elektrod sistemi ile daha kolay ve konforlu bir biçimde gerçekleştirilmektedir (resim). EEG’ de beynin normal elektriksel aktivitesi olan alfa ve beta dalgaları yanında ortaya çıkabilecek epileptik ya da epileptik olmayan anormal aktivitelerin varlığı araştırılır. EEG, epilepsi, demans, beyin damar hastalıkları, ansefalopati (akıl karışması) gibi durumlarda tanısal amaçla kullanılan bir testtir. EEG uyku ve uyanıklık durumlarında çekilmektedir. Bazen gerekirse video kaydı eşliğinde yapılabilir, buna videoEEG denmektedir.

eeglab
Bone (cap) elektrod ile elde edilmiş normal bir EEG çekimi.

eeg laboratuvarıeeg çekimi

Dijital video EEG ünitemiz

EMG çekimi nasıl yapılır?

EMG ÇEKİMİ
EMG, kas ve sinirlerin elektriksel özelliklerinin ölçümlenmesi ile normalden sapmaların belirlendiği bir tanısal yöntemdir.

Kas hastalıkları, periferik nöropatiler, ALS, Myasteni gravis, Tuzak nöropatiler, bel ve boyun fıtıklarına bağlı radikülopatiler klinikte en çok işe yaradığı alanlardır.

Sizden EMG tetkiki istendiğinde bu tetkikin yapılacağı gün ilgili laboratuvara, kolay çıkarılabilen veya sıyrılabilen kıyafetler giyerek gelmeniz yararlı olacaktır. Ayrıca tok olarak gelmeniz de önerilir.
EMG işlemi daha çok kol, bacak veya bazen yüzde yapılır.

EMG yapılmaması gereken durumlar şunlardır:
a) Kalp veya beyin pili bulunması
b) Daha önce lenf bezlerinin alınmasını gerektiren mastektomi gibi bir ameliyat geçirilmesi
( bu durumda sinir iletimleri bakılabilir, ancak iğne EMG yapılmamalıdır)
c) Kanama diyatezi (hemofili, trombositopeni vb) varsa iğne EMG yapılmaz.
Pasted Graphic 1Pasted Graphic
Doktoru EMG öncesi mutlaka uyarmanız gereken durumlar:

Sizde HIV, Hepatit B, C, Sifiliz  vb. kan yoluyla bulaşan hastalıkların varlığı
(bu durumda EMG yapılır ancak kullanılan iğnelerin mutlaka atılması gerekir)

Aşırı uyuma

Aşırı uykunun nedenleri nelerdir?


1- Sürekli uyumak istemenin, uykuya doymamanın nedeni nedir? Neden kaynaklanır?


Sürekli uyumak isteme durumu tıpta hipersomni olarak adlandırılır. Hipersomni gündüz aşırı uyku eğilimi durumudur. Temel nedeni hastanın gece uykusunun kalitesinde, süresinde yetersizlik olmasıdır. Gece uyku kalite bozukluğuna yol açabilen pek çok neden vardır. Uyku apnesi, huzursuz bacaklar sendromu, akciğer vb hastalıklar nedeni ile gece sık sık uyanma, uykuda diş gıcırdatma, kabus bozukluğu gibi pek çok uykuda görülen rahatsızlıklar gece uyku kalitesini olumsuz yönde etkiler. Bunlar dışında psikolojik bazı sorunlarda uykuya dalmayı ve sürdürmeyi güçleştirerek gece uykusunda bozulmaya yol açar. Özellikle depresyon, manik bozukluk, panik atak, anksiyete bozukluğu buna en çok yol açan psikolojik problemlerdir.
Fibromiyalji kadınlar arasında daha çok gözlenen, tüm vucudda yaygın ağrıların olduğu bir hastalıktır. Hastalığa sıklıkla yorgunluk, unutkanlık ve sürekli uyuma isteği eşlik eder. Fibromiyalji hastaları ne denli uyurlarsa uyusunlar uykuya doymama, uykudan dinlenmiş uyanmama sorunları vardır. Fibromiyalji sendromun aslında uyku kalite yetersizliği sonucu ortaya çıktığını ileri süren bilim adamları vardır.
Aslında sürekli uyuma isteği yani hipersomni 2 türde karşımıza çıkabilir. Ya gece uzun uyuma ya da gündüz aşırı uyuma isteği… Bu iki durum eğer geçici ve belirli yaşam olaylarıyla ilişkili olarak ortaya çıkıyorsa tedavisi gerekmez. Ancak 2 aydan daha uzun süredir geceleri 9 saatten çok uyuma gündüzleri şekerleme yapma durumunuz varsa bir uyku hastalıkları uzmanına başvurmanız yararlı olacaktır. Aşırı uyku rahatsızlığı belirli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilirse de Narkolepsi denilen hastalıkta olduğu gibi doğREM uykusurudan kendisi bir hastalık olarak karşımıza çıkabilir. Narkolepsi gündüzleri yersiz zamanlarda istem dışı uyuya kalma durumu olarak tanımlanabilir. Başka boyutları da olan mutlaka tedavisi gereken bir hastalıktır.

2-Özellikle sabahları uyanmakta zorluk çekilir, neden?

Uykusuzluk veya uyku sorunu yaşayan kişiler sabahları uyanmakta güçlük çekerler. Uykunun esas amacı bizi ertesi güne zihinsel ve bedensel olarak yenilenmiş, dinlenmiş, enerji depolamış olarak hazırlamaktır. Yani iyi bir uykudan sabah uyanıldığında dinç ve yenilenmiş olarak uyanılır.
Uyku gece bilincin kapanıp sabah açılması durumu değildir. Aslında gayet aktif , faal ve kendi içinde bir dinamiği olan bir yapıdır. Uyku mimarisi denilen bu uyku yapısına gore gecenin ilk üçte ikisinde derin ve hafif uykular egemenken son üçte bir bölümde rüya görülen REM uykusu ve hafifi uyku hakimdir. REM ve hafif uyku dönemlerinden kolayca uyanabilirken, derin uykudan zor uyanırız. Uyku süresi kısa veya sabah derin uyku gereksinim nedeni ile daha çok oluyorsa bizi de sabah uyanmamız güçleşmektedir.

3- Sürekli uyumak istemek bir hastalık durumu mudur? Bu durumu yaşayanlar neler yapmalı?

Sürekli uykuya ihtiyaç duyma eğer 2 yadna daha uzun süredir devam ediyorsa kesinlikle bir hastalık olarak ifade edilebilir. Altta yatan pek çok faktor söz konusu olabilir. Bu yönüyle bir uyku hastalıkları uzmanına başvurmak yaralı olur. Normal gece uykusunu uyumuş, 12 yaşından büyük bir kişi gündüzleri uyku ihtiyacı hissetmez.

4-Tedavi yöntemi var mıdır? Nelerdir?

Öncelikle altta yatabilecek tibbi, nörolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkların ortaya konması gerekir. Tedavi planı buna gore yapılır. Örneğin aşırı uykululuğun nedeni hipotiroidi ise tiroid hormone tedavisi yapılabilir. Gece uyku kalitesini bozna uyku apnesi gibi bir hastalık söz konusu ile uyku testi ve solunum cihazı ölçüm testlerinden sonra solunum cihazları tedavi kolaylıkla sağlanabilir. Yine huzursuz bacaklar sendromu hastalığın nedeni ise buna yönelik basit ilaç tedavileri vardır. Narkolepsi hastalığı çok özel bir hastalıktır ve tanı koyma tedavi için ilk basamağı oluşturur. Tanı koyduktan sonra sinir sisteminde uyarılma yaratan ilaçlar ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

5-Tedavi edilmezse ne tür sorunlara yol açar?

Gündüz aşırı derecede uykuya ihtiyaç hissetme veya sık sık uyuyakalma durumu sosyal ve mesleki yaşamda ciddi sorunlara yol açabilir. Sürekli uykulu olma dikkat sorunlarına yol açar, bunun sonucunda iş ve trafik kazası riski nerdeyse 5 kat artış gösterir. Bu çok önemli maddi ve manevi sonuçlar doğurur. Sürekli uykulu olan bir kişinin, dikkat ile birlikte zihinsel fonksiyonlarında da bozukluklar görülür. Bellek ve matematiksel işlem hzlarında düşüklük ve iş yaşamında performans kaybı izlenebilir. Sosyal yaşamda kişinin eşi ve çocuklarına ayırması gereken zaman ve ilgi de azalma ve aile içi problemler ortaya çıkabilir. Bu yönüyle gündüz aşırı uykuluk mutlaka tedavi edilmesi gereken önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Uykusuzluk kararlarımız etkiliyor mu?

Uykusuzluk vicdani kararlarımızı da etkiliyor



Olumsuzluk, sevgi, mizah duyumunda zayıflık, her zaman kişilik yapısı, huy ile ilişkili olmayabilir.

Son yapılan araştırmalar, kötü uykunun kişinin beden ve ruhsal sağlığı ile yakından ilgili olduğunu göstermiştir. Gece uykusunun miktarı, kişinin verdiği kararları da etkilemektedir. Son yayınlanan bilimsel makalede uykusuz kalmanın veya uyku yoksunluğunun emosyon ve zihinsel fonksiyonların kesiştiği ahlaki kararların doğru şekilde verilmesini etkilediği söylenmektedir.

BU araştırma 26 gönüllü üzerinde gerçekleştirilmiş ve karar vermenin güç olduğu, 3 ahlaki ikilem kendilerine yöneltilmiş ve böyle bir durumda vicdani kanaatlerinin ne olduğu sorulmuştur. Bu 3 ikilem deneklere normal uyudukları dönem ve 53 saat uykusuz bırakıldıktan sonra yeniden sorulmuştur. Uykusuzluk sonrası ahlaki ikilem sorularına verilen yanıt süresi çok belirgin uzamaktadır. Yani doğru ve ahlaki kararı alma süresi net bir şekilde daha uzun olmaktadır.

Uzamış uyanıklık veya başka deyişle kronik uykusuzluk normalde çok hızlı bir karar vereceğiniz ahlaki ve vicdani bir tercihte sizi karar vermede geciktirmektedir. İnsanın duyguları ve mantığının birlikte çalışarak bir sonuca vardığı bu olayı uykusuzluk sekteye uğratabilmektedir. Yani daha ahlaki daha vicdani kararlar için iyi bir uyku şart dersek, çok iddialı olur ancak bir gerçeklik payı da içerir.

Araştırmacılar uzamış uyanıklığın beynin prefrontal ventromedial bölgesinin işlevlerini azaltarak bu etkiyi yaptığını söylemekteler.

Sağlıklı bir beyinde duygular ve mantık birlikte ve ahenkli çalışarak sağlıklı reaksiyonlar, sağlıklı düşünme, iyi bir vicdan ve içgörü, mizah duygusu, arkadaşlık, paylaşma yetilerinin sahibi olmamızı sağlamaktadır. Hareket ve davranışlarımızı içimizi aydınlatan ve dışa vurduğumuz duygularımız ile süsleriz bir anlamda. Bu şekilde yaşamdan haz almamız ve etrafımıza haz vermemiz mümkün olur. Mantığın süzgecinden geçmemiş, saf duygusal dürtü ile yapılan hareketler, düşünceler sonradan bize olumsuz sonuçlarıyla geri döner. Herkesin böyle ufak tefek deneyimleri vardır. Yalnızca mantıkla verilen kararlar sonuçta size haklı ve karlı çıkarıyor olabilir ama sonuçları her zaman etrafınızda beğeni toplamayabilir veya vicdanınızda bir gün pişmanlık duygusuyla karşılaşırsınız.

Tekrar konumuza dönersek, elbette uykusuz kalan bir kişinin ahlaki olarak doğru olmayan kararlar alacağı iddiası kesin olarak yanlıştır. Ancak uzun sureli uykusuzluğun prefrontal beyin bölgesindeki fonksiyonel bozukluğa yol açarak doğru karara ulaşmada biraz gecikmeye yol açtığı söylenebilir.

Uykusuzluk beyinde hafıza bozukluğu, yakın bellek sorunları, dikkat eksikliği, matematik ve soyutlama yeteneklerinde yavaşlama gibi pek çok fonksiyonda bir düşüklüğe yol açmaktadır. Ahlaki, vicdani kararlar da bunlardan biri gibi görünmektedir.
Uykusuzluk bu çalışmada 53 saatlik istemli uyanık kalma ile sağlanmış bir durumdur. Gerçek yaşamda uykusuzluğun pek çok nedeni bulunmaktadır. Çevresel ve kişinin kendine ve alışkanlıklarına ait faktörler bunları belirler. Uyku apne sendromu (OSAS), primer ve sekonder insomniler, huzursuz bacak sendromu, uykuda periyodik bacak hareketleri, uyurgezerlik, kabuslar, depresyon, ağır kronik alkol ve sigara içiciliği, uykusuzluk yapan ilaç kullanımı vb. uyku kalitesini, toplam uyku süresini en çok etkiliyen hastalıkların ve durumların başında gelmektedir. Üstelik bu tür uyku bozuklukları bulunan kişilerde bu durum süreklilik gösterir. Yani yukarıdaki deneklerde olduğu gibi maruz kalınan durum bir defalık değil, süreklidir. Yani uykusuzluğun yol açtığı mental ve zihinsel ve duygusal sorunlar nerdeyse artık “kişilik” halini alacak kadar yerleşik bir durum halini alır. Bu kişiler zamanla toplumla ve çevresiyle istediği kendini tatmin eden ilişkiler kuramadığını düşünmeye başlayabilirler.

Sonuç şudur: iyi, sağlıklı bir mantık, duygu durumu için 7-8 saat uyumalıyız.

Kadınlarda kötü uyku fibromiyaljiye yol açıyor

KADINLARDA KÖTÜ UYKU FİBROMİYALJİYE YOL AÇIYOR..

Fibriyalji, ortalama görülme sıklığı toplumumuza uyarlandığında 1,5- 2 milyon erişkinde görülen , kas iskelet sistemindeki yaygın ağrılar ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastaların %90'ından fazlası, özellikle orta yaş ve üzerindeki kadınlardır. Ancak özellikle stresli ortamlarda çalışan, genç hanımlar arasında da giderek daha çok görülmektedir. Boyun, sırt, omuz, bel, kalça, ayak bilekleri ve kollar ağrıların ve gerginliğin en çok hissedildiği vücut alanlarıdır. Fibromiyalji en çok 30 yaş sonrası kadınlarda görülmektedir.
Geçmişte yapılan pek çok çalışmada, fibromiyalji hastalarında gece uykularının kesintili oluşu, sık gece uyanmaları olduğu ve sabahları ve gün boyu yorgunlukla gittiği ortaya konmuştur. Ancak, esas olarak uykusuzluk ve uyku bozukluğunun sonuçta fibromiyaljiye yol açıp açmadığı o denli net değildir. Son bir çalışmada bu sorunun bir ölçüde cevabı verilmiştir. Norveçte yapılan bu çalışmada kas-iskelet sisteminde ağrı yakınması olmayan, 20 yaşından büyük 12 bin civarında normal sağlıklı kadının 10 yıllık takip sonucunda %2.6’sında fibromiyalji gelişmiştir. 45 yaş üzerindeki kadınlarda fibromiyalji riski 5 kat artmaktadır ve bu hastaların hemen hepsi uyku sorunlarından yakınmaktadır. Uyku sorunu olan geç kadınlarda (20-44 yaş arası) yaşıtlarına göre 3 kat artmaktadır. Bu ilginç sonuç uyku sorunlarının fibromiyaljiye yol açabileceğini ve uyku problemlerinin erken teşhis ve tedavisinin fibromiyalji gelişimini de engelliyebileceğini göstermektedir.
kaynak: Arthritis & Rheumatism
fibromiyalji