Fibromiyalji

Bir doktora gittiniz. Yakınmanız boynunuzda ağrı, başınızda ağrılık, şıkışma gerginlik diye anlatıyorsunuz. Doktor bir süre sizi dinliyor ve ne zamandır diye soruyor. Bilemiyorsunuz, 3 yıl belki 5 belki de 10. Aslında şikayetlerinizin ne olduğunu bile tam bilemiyorsunuz.
Doktor ben size sizin şikayetlerinizi anlatabilir miyim diye soruyor.

“Boynunun başınız ağrıyor diyorsunuz ama sırtınız, omuzlarınız kollarınız her yeriniz ağrıyor aslında. Kollarınızda omuzlarınızda bir ağırlık tutukluk var sanki.
Çabuk yoruluyorsunuz.
İsteksiz ve her zaman yorgunsunuz.
Çabuk kırılıyorsunuz, ya da sinirlerinize bazen hakim olamıyorsunuz, gereksiz yere insanları kırıyorsunuz.
Uykularınız kötü. Akşam erken bile yatsanız, sabah uyanmakta, yataktan çıkmakta zorluk çekiyorsunuz. Uyanmanıza rağmen yataktan çıkmanız saatler alabiliyor. Kalksanız bile 2-3 kahve içmeden kendinize gelemiyorsunuz.
Sanki kendinizi eskisi kadar akıllı hissetmiyorsunuz.
Hiç bir şeyden eskisi kadar zevk almıyorsunuz.
Kendinize çevrenize eskisi kadar ilgi gösteremiyorsunuz.”

Şaşırıyorsunuz, nerden biliyor bunları diye. Biliyor çünkü size bir sendromu ,bir hastalığı anlatıyor: fibromiyalji.

Peki nedir bu fibromyalji dedikleri.

Tipik olarak genç veya orta yaşlı hanımlarda görülen, dirençli yaygın vücut ağrıları, sertlik, tutukluk, yorgunluk, sık uyanılan dinlendirici olmayan uykular, akıl durgunluğu, unutkanlık, dalgınlık, sinirlilik, depresyon, iç sıkıntısı gibi belirtiler gösteren ve günlük yaşam aktivitelerinde fonskiyonel kayıplara yol açan bir durumdur. Bir hastalık olmaktan çok çeşitli belirtilerin olduğu bir sendromdur.

Fibromiyalji, hastalarda objektif bir bulguya rastlanmadığından yakın zamanlara kadar hekimler tarafından veya genel olarak insanlar tarafından gözardı edilir, genellikle psikolojik hastalık olarak kabul edilirdi. Aslında hala pek çok hekim fibromiyaljiyi farklı bir hastalık olarak kabul etmez. Maskeli depresyon, somatizasyon, psikojen ağrı gibi durumların içinde görürler. Ama, son yıllarda yapılan klinik ve temel bilim araştırmaları fibromyaljinin ayrı bir hastalık olduğunu göstermiş, nöropsikolojik, nörofizyolojik mekanizmalarını ortaya koymuş ve hastalığın bir sentral duyarlılık artış sendromu (SDAS) olarak sınıflanması gerektiğini göstermiştir. Gerçekten de şu an için fibromyaljinin bir nöroduysal bir hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiği ve santral sinir sisteminin ağrı işleme yollarında bir bozukluk sonucu ortaya çıktığı artık daha güçlü bir şekilde kabul edilmektedir. Hatta fibromiyaljinin bir tür nöropatik ağrı olduğunu ileri süren bilim adamları vardır. Fibromiyaljinin oluşma mekanizmaları daha iyi anlaşıldıkça tedavisinde farklı farmakolojik yaklaşımlar da olabilecektir.

Fibromyalji aslında yalnızca ağrılı bir hastalık değildir, pek çok hastalıkla içiçe geçerek çözümsüz bir yumağa dönüşür. Birlikte görüldüğü hastalıklar; diğer aşırı sentral duyarlılık hastalıkları (kronik yorgunluk hastalığı, huzursuz barsak sendromu, kronik pelvik ağrı sendromu, primer dismenore, temporomandibüler eklem ağrısı, gerilim tipi başağrısı, postravmatik stress bozukluğu, çoklu kimyasal duyarlılık, periyodik bacak hareketi, huzursuz bacaklar sendromu, intersitiyel sistitis), diğer bölgesel ağrı sendromları ve ruh, moral ve anksiyete bozukluklarıdır.

Bu şekilde fibromyalji pek çok branşı ilgilendiren bir hastalık haline dönüşmüş olur. Hasta, bir fizik tedavi uzmanı, nörolog veya romatologa gittiğinde fibromyalji tanısı alırken, gastroenterologa gittiğinde irritabl kolon sendromu, ürologa gittiğinde sistit, diş hekimine gittiğinde temporomandibüler eklem disfonksiyonu, psikiyatri hekiminde depresyon gibi tanılar alır. Eğer etkin bir tedavi almadıysa hasta kendinde gördüğü her semptom için ayrı ayrı doktorlara giderek bir
hastalık kolleksiyoneri haline gelebilir. Bende şu hastalıklar var diye saymaya başladığında nerdeyse sonu gelmez. Aslında kişinin tek bir hastalığı olabilir: fibromyalji.

fibromiyalji

Fibromyalji nasıl oluşuyor?

Hastalığın başlamasında tetikleyici faktörün stress yaratmış geçmiş deneyimler olduğu düşünülür. Bunların ağrı hafızasının, ağrı geçmişinin beyinde kodlamasının başladığı bebeklik ve çocukluk çağlarına kadar geriye götürülebilecek bir durum olduğunu söyleyen bilimciler vardır. Ancak söylenenlerden anlaşılan net şey fibromyaljili hasta beyninin ağrıyı işlemleme yollarında farklılıklar olduğudur. Beyinde ağrının taşınması süreçlerinde etkin bir kimyasal olan P maddesinin (substans P) beyin omurilik sıvısında (BOS) miktarı fibromyaljili hastalarda normal bireylere oranla 3 kat daha yüksektir. Bundan çıkarılabilecek en basit sonuç, fibromyaljili hastaların geçmiş ağrı deneyimlerinin normallere göre çok fazla olduğudur.
Fibromyalji hastalarında, negatif stress faktörleri (emosyonel, motivasyonel ve bilişsel) nöroendokrin bir dizi olayı tetikleyerek depresif ruh hali, yorgunluk, kas ağrıları, kötü uyku, bilişsel fonksiyonlarda bozulma, kırgınlık gibi sonuçlara yol açar. Bu olaylarda proinflamatuvar sitokinler denilen iltihabi bazı maddeler salgılanır, otonom sinir sistemi faaliyetlerinde değişiklikler oluşur. Ayrıca büyüme hormonu (Growth hormon) fibromyalji belirtilerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunur.
Fibromyalji konusunda çalışan bazı bilim adamları, fibromyaljinin esasında bir uyku bozukluğu olduğunu söylerler. Fibromyalji hastalarının uykularının derin uyku fazının (Faz III ve Faz IV) bozuk olduğu ve bu hastaların derin uyku uyuyamadıkları, Faz IV uyku dönemine girdiklerinde bunun
aurosal denen bilinçsiz kısa uyanıklıklarla kesintiye uğradığı polisomnografi adı verilen uyku testlerinde gösterilmiştir. Sürekli bir şekilde bu şekilde uyuyan bir kişide sonuçta uykudan dinlenmiş uyanamama, ağrılar, tutukluk, yorgunluk gelişmesi doğal bir sonuç olmaktadır.

Bugün için fibromyaljide yapılmış bilimsel araştırmalardan çıkan sonuçları özetlersek: 1) Beyinde ağrı oluşturabilen uyarıcı nörotransmitter denilen maddeler artar (P maddesi, glutamat)2) Sinir hücresi aktiviteleri üzerine baskılayıcı etkisi olan inhibitör nörotransmitterler omurilik düzeyinde azalır (Serotonin, norepinefrin). Bu maddeler ağrının baskılanmasında çok önemli role sahiptirler.3) İkincil ağrı denilen ağrının zaman içinde sürdürülmesi ve artırılması süreçleri daha aktiftir.4) Beyinde ve omurilikte belli bölgelerde bulunan ağrıyı baskılıyan morfin benzeri madderler (endorfin gibi) azalmıştır 5) Beyinde dopaminerjik aktivite değişikliğe uğramıştır.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, fibromyalji hastalarında genetik yatkınlığında olabileceğini de göstermektedir. Bulunan bazı genetik haplotipler beyinde nörotransmitter düzeylerini belirlemektedir. Genetik olarak bazı maddelerin beyninizde az bulunuyor oluşu size fibromyaljiye daha yatkın hale getiriyor olabilir.